Yanıltıcı İhbarlar Yoluyla İncelemelerin Yönünün Değiştirilmesi

Yanıltıcı İhbarlar Yoluyla İncelemelerin Yönünün Değiştirilmesi


Özet

Mükelleflerin veya diğer şahısların yanıltıcı ihbar ve şikâyette bulunarak sınırlı olan inceleme kapasitesini ilgisiz alanlara kanalize ederek kendi kanun dışı iş ve işlemlerinin incelenmesini engelledikleri inceleme süreçlerinde tespit edilmiştir. Bu makalemizin konusunu, mevzuat çerçevesinde ihbar ve şikâyet dilekçelerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve yanıltıcı ihbarlar yoluyla incelemelerin yönünün değiştirilmesinin önüne nasıl geçileceği oluşturmaktadır.

Anahtar Kelimeler: İhbar, şikâyet, vergi incelemesi, cezai sorumluluk, inceleme oluru, iş emri.

1.Giriş

Bireylerin kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında idari makamlara başvuruda bulunmaları ve kendileri veya faaliyet alanlarıyla ilgili konularda bilgi edinme haklarını kullanmaları, eşitlik tarafsızlık ve açıklık ilkeleri temelinde demokratik ve şeffaf bir yönetimin gereğidir. İdare-birey ilişkisinde hukukun üstünlüğünü, demokratikleşmeyi ve saydamlığı sağlayabilmek için, idari faaliyetlerin yürütülmesi sırasında bireysel hak ve özgürlüklere duyarlı davranılması hukuk devletinin en temel niteliğidir. Ancak bazen bireysel hak ve özgürlükler kullanılırken kamu menfaatinin zarar gördüğü durumlar meydana gelmektedir. Mükellefler veya diğer şahıslar bazen yanıltıcı ihbar ve şikayette bulunarak sınırlı olan inceleme kapasitesini ilgisiz alanlara kanalize ederek, kendi kanun dışı iş ve işlemlerinin incelenmesini engellemektedirler. Makalemizin aşağıdaki bölümlerinde ihbar ve şikayet dilekçeleri ele alınıp, mevzuat çerçevesinde ihbar ve şikayet dilekçelerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği izah edilecektir.

2.İhbar ve Şikâyetlerle İlgili Mevzuat

2.1. 3071 Sayılı Dilekçe Kanunu

3071 sayılı Dilekçe Kanununun “DİLEKÇEDE BULUNMASI ZORUNLU ŞARTLAR” başlıklı 4. maddesinde “Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması gerekir.” hükmü yer almaktadır.

Aynı Yasanın İNCELENEMEYECEK DİLEKÇELER başlıklı 6. maddesinde de “Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerden;

a) Belli bir konuyu ihtiva etmeyenler,

b) Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olanlar,

c) 4’üncü maddede gösterilen şartlardan herhangi birini taşımayanlar, incelenemezler.” hükmü yer almaktadır.

2.2. 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun

4483 sayılı Yasanın 17.07.2004 tarih ve 5232 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında ‘Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikayetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikayet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur. Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikayetler Cumhuriyet Başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikayette bulunana bildirilir. Ancak iddaaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya şikayetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır.’ hükmü yer almaktadır. Aynı Yasanın 17.07.2004 tarih ve 5232 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesinde de “Cumhuriyet başsavcılıkları ile izin vermeye yetkili merciler ihbar ve şikâyetler konusunda daha önce sonuçlandırılmış bir ön inceleme olması halinde müracaatı işleme koymazlar. Ancak ihbar veya şikâyet eden kişilerin konu ile ilgili olarak daha önceki ön incelemenin neticesini etkileyecek yeni belge sunması halinde müracaatı işleme koyabilirler.” hükmü yer almaktadır.

2.3. 4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu

4982 sayılı Bilgi Edinme Kanununun BAŞVURU USULÜ başlıklı 6. maddesinde de “Bilgi edinme başvurusu, başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş adresini, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve adresi ile yetkili kişinin imzasını ve yetki belgesini içeren dilekçe ile istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Bu başvuru, kişinin kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine yarayacak başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir. Dilekçede, istenen bilgi veya belgeler açıkça belirtilir.’ hükmüne yer verilmiştir.

Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas Ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin BAŞVURULARIN CEVAPLANDIRILMASI başlıklı 18/son. maddesinde de “Daha önce cevaplandığı halde aynı kişiler tarafından yapılan tekrar mahiyetindeki başvurular ile soyut ve genel nitelikteki başvurular işleme konulmaz ve durum başvuru sahibine bildirilir.” hükmü yer almaktadır.

2.4. Dilekçe Hakkının ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılması Hakkındaki 2004/ 12 Nolu Başbakanlık Genelgesi

24 Ocak 2004 tarih ve 25356 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Dilekçe Hakkının ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılması Hakkındaki 2004/12 nolu Başbakanlık Genelgesinin 1/a. maddesinde de “Ad, soyad ve adres bulunmayan, imza taşımayan, belli bir konuyu içermeyen, ya da yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçeler cevaplandırılmayacaktır.

Ancak, bu unsurları ihtiva etmemekle birlikte, başvurulara olayla ilgili inandırıcı mahiyette bilgi ve belgeler eklenmiş veya somut nitelikte bilgi, bulgu ya da olaylara dayanılıyor ise, bu hususlar ihbar kabul edilerek idarece işlem yapılabilir.” şeklinde kural getirilmiştir.

Genelgenin tüm kamu kurumlarını kapsadığı vurgulanmıştır.

Bu Genelgede yer alan hususlara aykırı hareket eden kamu görevlileri ile ilgili olarak da “Bu çerçevede, konuya ilişkin Anayasal ve yasal kurallar ile yukarıda belirtilen usul ve esaslar hakkında tüm personel bilgilendirilecek, personele yönelik eğitim programlarında konuya ayrıntılı olarak yer verilmesi sağlanacak, bilgi edinme ve dilekçe haklarının kullanımı kapsamındaki başvurulara ilişkin uygulamalar mevzuat dahilinde denetlenecek ve denetimler sonucu belirtilen kurallara uymadıkları saptanan kamu görevlileri hakkında genel hükümlere göre disiplin ve ceza işlemleri uygulanacaktır.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.

muhak.p3423.İhbar ve Şikâyet Dilekçelerinin Değerlendirilmesi ve Yapılması Gerekenler

Maliye  Bakanlığı  kendisine  gönderilen  ihbar ve şikayet dilekçelerini, 3071 sayılı Kanun, 1993/2 ve 2004/12 sayılı Başbakanlık Genelgeleri ve 22.11.1990 tarih ve 1990/1 sıra nolu İhbarlar İç Genelgesinde belirlenen esaslar çerçevesinde değerlendirmektedir.

Muhbirlerin isimleri, 22.11.1990 tarih ve 1990/1 sayılı İhbarlar İç Genelgesi uyarınca kesinlikle gizli tutulur ve açıklanmaz. Bunun tek istisnası, aramalı vergi incelemesinde görülmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun 142. maddesine göre, İhbar üzerine yapılan aramada, ihbar sabit olmazsa, nezdinde arama yapılan kişi, muhbirin adının bildirilmesini isteyebilir. Bu takdirde vergi dairesi, muhbirin ismini bildirmeye mecburdur. Bu yasa hükmü ile asılsız ihbarlar karşısında mükelleflerin korunması sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak ihbar asılsız olsa bile yapılacak vergi incelemesi arama yapılmasını gerektirmiyorsa, muhbirin kimliği açıklanmaz.

İhbar asılsız olsa dahi isimlerinin açıklanmayacağını bilen ihbarcıların ihbar ve şikayet mekanizmasını kötüye kullandıkları yaptığımız incelemelerde tespit ettiğimiz hususlardandır. İhbar ve şikayet mekanizmasının bir öc alma aracına dönüştüğü, bir çoğunun yersiz ve ispatsız olduğu, genelinin daha önce ihbar konusu olayın içinde olanlar tarafından yapıldığı, anlaşmazlık durumunda tarafların ihbar yolunu seçtiği, bir şey çıkmasa da karşı tarafı maddi manevi zarara uğratma gayretinden kaynaklı ihbar ve şikayetlerin çok olduğu tespitlerimiz arasındadır. Yine isimsiz ve adres bilgisi olmayan ihbar ve şikayet dilekçelerinin olduğu, fakat bu dilekçelerin; ekinde bir sürü fotokopi evrağın olduğu, görünürde ciddi bir olay imajı yaratıldığı ve devletin tüm kurumlarının harekete geçirildiği içerikten yoksun dilekçelerin olduğu tespitlerimiz arasındadır. Bir kısım ihbar ve şikayet dilekçelerinin de vergi incelemelerinin yönünü değiştirmeye yönelik olduğu tespit edilmiştir. Sınırlı olan inceleme kapasitesi yanıltıcı ihbarlarla incelenmemesi gereken mükellefler üzerinde yoğunlaşırken asıl incelenmesi gerekenler incelenmemiş olmaktadır. Bu tespitlerimiz ihbar ve şikayetler konusunda daha titiz davranılması gerektiği kanısını bizde uyandırmaktadır.

Üzerinde isim, imza, adres bulunmayan dilekçelerin işleme alınmaması gerekir. 3071 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerinin açık hükümleri ile Başbakanlığın 2004/12 Genelgesinin amir hükümleri dairesinde ad, soyad içermeyen dilekçelerden somut bir ihbar bilgisi taşımayanların işleme alınması cezai ve disiplin açıdan sorumluluk doğurmaktadır. Nasıl ki dikkate alınması gereken bir dilekçenin dikkate alınmaması ve gereğinin yapılmaması cezai ve disiplin soruşturması gerektiriyorsa, aynı şekilde dikkate alınmaması gereken bir dilekçenin işleme konması da aynı şekilde cezai ve disiplin açısından sorumluluk doğurmaktadır.

Vergi inceleme elemanlarına bizzat ya da idari yoldan bir ihbar geldiğinde ortada bir ihbar tutanağı veya bir ihbar dilekçesi mevcut olacaktır. Bu durumda vergi inceleme elemanı gerek gördüğü takdirde muhbiri dinleme, kendisinden bilgi ve delil isteme yetkisine sahiptir. Vergi inceleme elemanları yukarda izah etmiş olduğumuz prensipler dahilinde değerlendirmesini yapıp, gerek görürse ihbarcıyı dinler ve ihbarcının dilekçede bahsetmiş olduğu hususları ispatlamasını ister. Eğer ihbarcının ad, soyad, adres bilgisi ihbar dilekçesinde yoksa bu durumda ihbarcıdan ihbar dilekçesinin ekinde yer alan bilgiler dışında ilave bir bilgi belge talep edilemeyecektir. Bu durumda Vergi İnceleme elemanı, ihbar dilekçesinde belirtilen hususları ve ihbar dilekçesinin ekinde yer alan belgeleri mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirerek, bu dilekçe ve belgelerde yer alan bilgileri inceleme yapmak için yeterli görürse ihbar dilekçesinde adı geçen mükelleflere yönelik araştırmasını devam ettirir ve gerekli görürse ihbar konusu olayda adı geçen mükellefler için inceleme oluru ister, bu mükellefler hakkında oluşturulacak iş emri doğrultusunda incelemesini sürdürür. Eğer ihbar dilekçesi Vergi inceleme elemanına iş emri ekinde gelmişse bu durumda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde vergi inceleme elemanı değerlendirmesini yapıp, ihbarı yeterli görürse incelemesini devam ettirir. Aksi halde iş emrini kapatarak İlgili Denetim Grup Başkanlığına tevdi eder.

4.Sonuç

İhbarda bulunan muhbirlerin isimleri, gizli tutulmakta ve açıklanmamaktadır. Bunun tek istisnası, aramalı vergi incelemesinde görülmektedir. Kanaatimize göre gereksiz ve yanıltıcı ihbar ve şikayetlerin önüne geçmek için aramalı vergi incelemelerine getirilen bu istisnanın yaygınlaştırılarak tüm vergi incelemelerinde uygulanması gerekir. Bunun için de yasal düzenleme yapılarak Vergi usul kanununda değişiklik yapılması gereklidir. Dikkate alınması gereken bir dilekçenin dikkate alınmaması ve gereğinin yapılmaması cezai ve disiplin soruşturmasını gerektirmektedir. Aynı şekilde dikkate alınmaması gereken bir dilekçenin işleme konması da cezai ve disiplin açısından sorumluluk doğurmaktadır. Sınırlı olan vergi inceleme kapasitesinin daha etkin kullanılması açısından ihbar ve şikayet dilekçelerinin doğru değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Gereksiz veya yanıltıcı ihbarlarla vergi incelemelerine yön verilmesinin önüne geçilmeli ve vergi incelemelerini gelen ihbarlara göre değil belirlenmiş olan risk unsurlarına göre şekillendirmek gerekir. Bunun için Vergi Denetim Kurulu son zamanlarda etkin bir teknolojik çalışma yürütmektedir.

Kaynakça

-3071 sayılı Dilekçe Kanunu

-4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun

-4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu

-Dilekçe Hakkının ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılması Hakkındaki 2004/12 nolu Başbakanlık Genelgesi

-Maliye Bakanlığının 22.11.1990 tarih ve 1990/1 sıra nolu İhbarlar İç Genelgesi

* Bu Makale Lebib Yalkın Yayınlarının izni ile yayınlanmış olup, LYY Mevzuat Dergisi Ekim 2015 Sayısından alınmıştır. Lebib Yalkın Yayınlarına ve Değerli Yazara MÜHAK’a desteklerinden ötürü teşekkür ederiz.


Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.