Vergi Usul Kanunu’nun “Pişmanlık ve Islah” Başlıklı 371’inci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Sirküler ve Vergi İncelemesi [1]

Vergi Usul Kanunu’nun “Pişmanlık ve Islah” Başlıklı 371’inci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Sirküler ve Vergi İncelemesi [1]


Özet

Devletin, varlığını koruyabilmesi ve fonksiyonlarını icra edebilmesi için bir takım mali (ekonomik-iktisadi) kaynaklara ihtiyacı vardır. Bu kaynaklar arasında en önemli olanını şüphesiz vergiler oluşturmaktadır. Devlet, vergilerden elde etmek istediği geliri maksimum bir seviyeye çıkarma düşüncesinde iken, vergi mükellefleri ise gelirlerinin veya ekonomik değerlerinin daha az bir kısmının vergilendirilmesini istemektedir. Vergi ödemek, hemen her mükellef için bir takım ekonomik ve psikolojik baskılara sebep olmaktadır.

Modern maliye anlayışına göre vergi, mükelleflerin beyan ettiği ekonomik / mali değerler üzerinden hesaplanmaktadır. Devlet, beyan edilen gelirin veya kazancın doğru olup olmadığını ve beyan edilen verginin ödenip ödenmediğini araştırmakta, vergiye ilişkin olarak mükellefleri bir takım vergi incelemesi ve denetimlere tabi tutmaktadır. Vergi kayıp ve kaçağının olması durumunda, mükellefler hakkında birtakım cezai yaptırımlar uygulamaktadır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 134’üncü maddesinde vergi incelemesinin amacı; “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır…” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Mezkûr Kanun’un 371’inci maddesinde ise “pişmanlık ve ıslah müessesesi” düzenlenmiştir.

VUK-95/2017-8  sayılı Vergi Usul Kanunu Sirküleri[2] 12/09/2017 tarihinde yayınlanmıştır. Anılan Sirkülerde, “Bu itibarla, başkaca bir sebep bulunmadığı müddetçe, sırf pişmanlıkla beyanname verdikleri gerekçesiyle mükellefler uygulamada vergi incelemesine ve takdire sevk edilmemekte, pişmanlıkla beyanname verilmesinin sevk nedeni olarak değerlendirilmesi ve mükelleflerin bu nedenle incelemeye ve takdire sevk edilmesi de mümkün bulunmamaktadır.” hükmünün yer aldığı tespit edilmiştir.

Bu çerçevede, vergi incelemesi açısından bu konunun ele alınması, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Vergi incelemesi, sirküler, beyanname, pişmanlık ve ıslah müessesesi.

1. Giriş

Devletin varlık sebebi, başta güvenlik, sağlık ve eğitim olmak üzere, devlet eliyle yapılabilecek kamu hizmetlerini gerçekleştirmektir. Devlet, söz konusu kamu hizmetlerini yerine getirirken bir takım giderlere katlanmaktadır. Bu giderlerin finansman kaynaklarını en önemlisini vergiler oluşturmaktadır.

Kamu giderlerinin karşılanabilmesi için alınan vergi, özel kesimde oluşan kaynakların bir kısmının kamu kesimine aktarılmasını gerektirir. İnsan doğasının bir sonucu olarak, verginin ödeyicisi konumundaki yükümlülerin vergi ödemeye karşı direnç göstermeleri söz konusu olabilecektir. Vergi ödemeye karşı bireylerin direnç gösterebileceği dikkate alıp, devletin de bu durum karşısında egemenlik gücüne dayanarak gerektiğinde zora başvurması ya da vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere cezai yaptırım uygulaması da devlet olmanın bir gereği olarak, kaçınılmazdır[3].

231 sayılı VUK’ta vergi cezaları, genel olarak; usulsüzlük cezaları, vergi ziyaı cezası ve diğer cezalar şeklinde düzenlenmiştir. Mezkûr Kanun’un 341’inci maddesinde vergi ziyaı; “Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.

Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı hallerde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi veya tamamlanması veyahut haksız iadenin geri alınması ceza uygulanmasına mani teşkil etmez.” şeklinde, vergi ziyaı cezası ise 344’üncü maddesinde; “(Değişik: 22/7/1998-4369/11 md.) (Değişik, birleştirilen birinci ve ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/275 md.) 341’inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.

Vergi ziyaına 359’uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.

Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer alan yasal mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere, mükelleflerin, vergi ziyaına sebep olan fiilleri sonucu, mükellefler hakkında vergi ziyaı cezası kesilmektedir. Ayrıca, devlet, herhangi bir vergi ziyaının olup olmadığı hususunu tespit edebilmek için bir takım vergi incelemeleri (denetimleri) yapmaktadır. Vergi incelemesi, gerek devlet açısından, gerekse mükellefler açısından maliyeti olan bir süreçtir. Mükellefler, vergi incelemesine tabi tutulmak istemedikleri gibi, devlet de sınırlı olan denetim gücünü daha etkin bir şekilde kullanmak istemektedir.

Yükümlülerin vergisel yükümlülüklerini kasıt ya da ihmaliyle yerine getirmemeleri halinde, sonradan pişman olmaları durumunda, kendi iradeleriyle bu hatalarını düzeltebilmelerine imkân tanımak amacıyla Vergi Usul Kanunu’nun 371’inci maddesinde “pişmanlık ve ıslah” müessesesi düzenlenmiştir. Bu müessese ile yükümlülere kanunda öngörülen şartları yerine getirmek koşuluyla vergiye ilişkin cezalardan kurtulma imkânı verilmiştir. Pişmanlık müessesesi aynı zamanda, vergi idaresi açısından yükümlülerin kendi kendini ihbar etmesi sonucunda alacağın tahsilini kolaylaştıran bir düzenlemedir [4] .

VUK-95/2017-8 sayılı Vergi Usul Kanunu Sirküleri 12/09/2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Mezkûr sirkülerde yer alan açıklamalar aynen aşağıda belirtilen şekildedir [5] :

1. Giriş

213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Pişmanlık ve ıslah” başlıklı 371’inci maddesinin uygulamasına yönelik açıklamalar bu Sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2. Açıklama

213 sayılı Kanunun 371’inci maddesinde, beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren mükelleflere vergi ziyaı cezası kesilmeyeceği hükme bağlanmış ve mükelleflerin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmeleri için gereken şartlar beş bent halinde sayılmıştır.

Diğer taraftan, anılan Kanunun 134’üncü maddesinde, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu açıklanmış, bu madde ve müteakip maddelerde vergi incelemesine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Pişmanlık müessesesi; mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunda önemli bir işleve sahip olduğu gibi idare ile mükellefler arasındaki uyuşmazlıkları azaltmakta, idarenin kaynaklarını ve zamanını daha etkin olarak kullanmasına katkı sağlamaktadır.

Bu itibarla, başkaca bir sebep bulunmadığı müddetçe, sırf pişmanlıkla beyanname verdikleri gerekçesiyle mükellefler uygulamada vergi incelemesine ve takdire sevk edilmemekte, pişmanlıkla beyanname verilmesinin sevk nedeni olarak değerlendirilmesi ve mükelleflerin bu nedenle incelemeye ve takdire sevk edilmesi de mümkün bulunmamaktadır.”

2.Pişmanlık ve Islah Müessesesi

VUK’un 371’inci maddesinde hüküm altına alınmış olan pişmanlık ve ıslah müessesesi, gerek vergi cezalarını ortadan kaldıran, gerekse vergisel uyuşmazlıkların idari aşamada çözümlenmesini sağlayan bir yol olarak Türk Vergi Mevzuatı içinde yer almaktadır. Genel olarak beyan esasına dayanan Türk Vergi Sisteminde vergi yükümlüleri, kamu borçlusu sıfatıyla, verginin ödenmesi aşamasında borca esas teşkil eden vergi matrahlarını eksik beyan edebilmekte ya da hiç beyan etmeyerek vergi kaybına sebep olabilmektedirler. Bunun sonucu olarak, vergi yükümlüleri gerek eksik beyanla, gerekse beyanda bulunmama fiilleriyle vergi kaçırmaya yönelik işlem ve eylemlerde bulunabilmekte, buna karşılık vergi idaresi kanunun suç saydığı fiillerin önlenmesi amacıyla vergi ceza mevzuatında öngörülen cezaları uygulama yoluna gitmektedir [6].

Vergi mükellefleri, vergi kanunlarında belirtilen hükümlere aykırı hareket ederek vergi kaybına sebep olmak suretiyle vergi suçu işleyebilmektedirler. Ancak, bazı mükellefler, bazı durumlarda, işlenen bu suçtan pişmanlık duyabilmektedir. Bu bağlamda, VUK’un 371’inci maddesinde düzenlenmiş olan “pişmanlık ve ıslah müessesesi”, mükelleflerin duydukları pişmanlığa hukuki sonuçların tatbik edilmesi şeklinde de ifade edilebilir.

213 sayılı VUK’un 371’inci maddesinde ‘pişmanlık ve ıslah müessesesi’ aşağıda belirtilen şekilde hüküm altına alınmıştır:

“(Değişik: 23/1/2008 – 5728/281 md.) Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

1. Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından her hangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.).

2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde her hangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması.

3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak on beş gün içinde tevdi olunması.

4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak on beş gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi.

5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51’inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak on beş gün içinde ödenmesi.

Bu madde hükümleri, emlak vergisi ile ilgili olarak uygulanmaz.”

Yukarıda yer alan yasal mevzuatta belirtildiği üzere; beyana dayanan vergilerde, vergi ziyaı cezasını gerektiren filleri işleyen mükellefler, Vergi Usul Kanunu’nun 371’inci maddesinde belirtilen “pişmanlık ve ıslah” başlığı altında açıklanan şartlar çerçevesinde kendiliğinden ilgili makamlara haber vermeleri halinde, haklarında vergi ziyaı cezası kesilmez. Mükellefler hakkında, vergi ziyaı cezasının kesilmemesini sağlayan bir işlemin gerçekleşmesinden sonra, incelemeyi gerektiren başka bir hususun bulunmaması durumunda, sırf bu işlemden dolayı söz konusu mükellefin tekrar vergi incelemesine alınması hem gereksiz, hem de anlamsızdır. Ayrıca, sınırlı olan denetim gücünün gereksiz yere kullanılması, emek ve zaman kaybına neden olacak, bu husus vergi denetiminde etkinliği ve verimliliği düşürecektir.

Bu çerçevede; vergi incelemesini gerektiren başka bir işlemin bulunmaması durumunda, mükellefin, pişmanlık ve ıslah müessesesi hükümleri çerçevesinde kendiliğinden ilgili makamlara haber vermesi durumunda, hakkında vergi incelemesinin yapılmaması hususunu belirten 12/09/2017 tarih ve VUK-95/2017-8  sayılı Vergi Usul Kanunu Sirküleri’nin yayınlanması isabetli olmuştur.

Diğer taraftan, mezkûr Sirkülerde de belirtilmiş olduğu üzere, şartlarına uygun bir şekilde Pişmanlık ve Islah hükümlerinden yararlanan mükelleflerin, aynı konu gerekçesiyle ayrıca vergi incelemesine tabi tutulmamaları, mükelleflerin vergiye gönüllü uyumuna önemli bir katkı sunacaktır.

Bununla beraber, söz konusu düzenlemenin Sirküler ile değil, VUK’un pişmanlık ve ıslah müessesesi hükümlerinin yer aldığı 371’inci maddesinde yapılacak bir değişiklik ile yapılması daha sağlıklı olabilir.

3. Sonuç

Uyuşmazlıkların idari aşamada çözülmesi yollarından olan “pişmanlık ve ıslah müessesesi”, vergi mükelleflerinin, vergi kanunlarına aykırı hareket etmek suretiyle işlemiş oldukları bazı suçların, idari aşamada çözüme bağlanmasını sağlayarak, mükellefleri daha fazla bir maliyete katlanmaktan kurtarıp, ayrıca, mükellefler hakkında kesilecek bazı cezaların da kesilmemesini sağlamaktadır.

VUK-95/2017-8 sayılı Vergi Usul Kanunu Sirküleri 12/09/2017 tarihinde yayınlanmıştır. Anılan Sirkülerde, “Bu itibarla, başkaca bir sebep bulunmadığı müddetçe, sırf pişmanlıkla beyanname verdikleri gerekçesiyle mükellefler uygulamada vergi incelemesine ve takdire sevk edilmemekte, pişmanlıkla beyanname verilmesinin sevk nedeni olarak değerlendirilmesi ve mükelleflerin bu nedenle incelemeye ve takdire sevk edilmesi de mümkün bulunmamaktadır.” hükmünün yer aldığı tespit edilmiştir.

Sınırlı olan denetim gücünün kullanılmasında etkinlik ve verimlilik esastır. Bu bağlamda, vergi incelemesini gerektiren başka bir işlemin bulunmaması durumunda, mükellefin, pişmanlık ve ıslah müessesesi hükümleri çerçevesinde kendiliğinden ilgili makamlara haber vermesi durumunda, hakkında vergi incelemesinin yapılmaması hususunu belirten 12/09/2017 tarih ve VUK-95/2017-8  sayılı Vergi Usul Kanunu Sirküleri’nin yayınlanmasının isabetli olduğu ve diğer taraftan, mezkûr Sirkülerde de belirtilmiş olduğu üzere, şartlarına uygun bir şekilde pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanan mükelleflerin, aynı konu gerekçesiyle ayrıca vergi incelemesine tabi tutulmamaları mükelleflerin vergiye gönüllü uyumuna pozitif yönde bir katkı sunacaktır kanaati önemlidir.

Ancak, söz konusu düzenlemenin Sirküler ile değil, VUK’un pişmanlık ve ıslah müessesesi hükümlerinin yer aldığı 371’inci maddesinde yapılacak bir değişiklik ile yapılmasının daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim.


[1] Bu çalışmada yer alan görüşler yazarın kendi görüşleri olup, çalıştığı kurumu ve diğer kurumları bağlamaz.

[2]  Sirküler: Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı (TDK, Erişim Tarihi: 26.09.2017).

[3] Ahmet AK, Şebnem ERYILMAZ; “TÜRK VERGİ HUKUKUNDA PİŞMANLIK VE ISLAH MÜESSESESİNİN GEÇİRDİĞİ AŞAMALAR VE MEVCUT HALİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ”; Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi Cilt 8, Sayı 2, 2016 ISSN: 1309-8039 (Online); S.2.; http:⁄⁄www.sobiad.org⁄ejournals⁄dergi_sbd⁄arsiv⁄2016_2⁄ahmet_ak.pdf [Erişim Tarihi: 07.11. 2017].

[4] Ahmet AK, Şebnem ERYILMAZ; a.g.m.; s.3.

[5] http:⁄⁄www.gib.gov.tr⁄vergi-usul-kanununun-pismanlik-ve-islah-baslikli-371-inci-maddesinin-uygulanmasina-iliskin-sirkuler.

 [6] Ahmet AK, Şebnem ERYILMAZ; a.g.m.; s.4.

Kaynakça

-AK Ahmet, ERYILMAZ Şebnem; “TÜRK VERGİ HUKUKUNDA PİŞMANLIK VE ISLAH MÜESSESESİNİN GEÇİRDİĞİ AŞAMALAR VE MEVCUT HALİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ”, Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi Cilt 8, Sayı 2, 2016. ISSN:1309-8039 (Online); http:// www.sobiad.org/ejournals/dergi_sbd/arsiv/2016_2/ahmet_ak.pdf

-213 sayılı Vergi Usul Kanunu

-Gelir İdaresi Başkanlığı Sayfası (http://www.gib.gov.tr)

-Türk Dil Kurumu (TDK) [http://www.tdk.gov.tr/]


Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.