Peşin Fiyatlandırma Anlaşması: Avantajı Kullanmak

Peşin Fiyatlandırma Anlaşması: Avantajı Kullanmak


Peşin Fiyatlandırma Anlaşmasının En Önemli Etkisi, Mükellef İle İdare Arasında Güven İlişkisi Oluşturmasıdır.

1. Giriş

Bilindiği üzere; Türkiye’de 15/07/2011 tarihinde ilk tek taraflı peşin fiyatlandırma anlaşması mükellef ile Gelir İdaresi Başkanlığı arasında imzalanmıştır. Bu bağlamda, transfer fiyatlandırması alanında ilişkili kişiler arasındaki işlemlerden kaynaklanan gelir tahsisinde emsallere uygunluk prensibinin uygulanması sonucu ortaya çıkan problemlerin ve risklerin çözüm yollarından birisi olan peşin fiyatlandırma anlaşmasının (PFA) tanımı ve sürece ilişkin olarak ülkemiz mevzuatında yer alan açıklamalara kısaca yer verdikten sonra, anlaşmanın amacı doğrultusunda; karşılıklı anlaşma usulünün mükelleflere, İdareye ve sonuç olarak vergi sistemimize sağlayacağı avantajları bu yazımızda değerlendirmeye çalışacağız.

2. Peşin Fiyatlandırma Anlaşması Nedir?

Mükelleflerin transfer fiyatlandırması bakımından karşılaşabileceği belirsizlikleri çözüme kavuşturmada bir araç olan peşin fiyatlandırma anlaşması, OECD Çok Uluslu İşletmeler ve Vergi İdareleri için Transfer Fiyatlandırması Rehberinde (OECD Rehberi) ‘Kontrol altındaki işlemlerin transfer fiyatını tespiti amacıyla sabit bir dönem için, söz konusu işlemlerin uygulanmasında kullanılacak bir dizi kriteri (yöntem, emsaller, düzeltmeler, kritik varsayımlar vb.) belirlemektir.’ şeklinde tanımlanmıştır.

Türkiye’de, peşin fiyatlandırma anlaşmalarıyla ilgili olarak, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 01/01/2007 tarihinde yürürlüğe giren “Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı” başlıklı 13’üncü maddesinin (5) numaralı fıkrasında ve konuya ilişkin ayrıntılı açıklamaların yapıldığı 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Tebliğ’in ”6- Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı ile Anlaşma Usulü” bölümünde de yer alan hükümlere ilişkin olarak, mevzuatımız iki ve çok taraflı anlaşmalar dâhil olmak üzere bazı ülkelerde uygulama alanı olmayan tek taraflı peşin fiyatlandırma anlaşmasına da izin vermektedir.

Kısaca, yabancı ülke vergi idaresinin PFA sürecine katılımı olmaksızın mükellef ile vergi idaresi arasında gerçekleştirilen anlaşmalara tek taraflı; bir ya da birden fazla ilgili ülke vergi idaresi tarafından yapılan anlaşmalara iki veya çok taraflı anlaşma denilmektedir.

Türkiye’de mükelleflerin ilişkili kişilerle yaptığı işlemlere ilişkin olarak belirleyeceği yöntem konusunda başvuru ile başlayan anlaşma süreci üç aşamadan oluşmaktadır:

– BAŞVURU   

Sunulan bilgi ve belgelerin uygunluğunun denetimi

Ek bilgi gerekliliğinin tespiti

Mükellef ile görüşmeler (karşılıklı işbirliği

– ÖN DEĞERLENDİRME

Gerekli tüm verilerin tamamlanması

Karşılaştırılabilir işlemler,

Kullanılan varlıklar,

– ANALİZ     

Gerçekleştirilen fonksiyonlar,

Üstlenilen risklere dayalı ayrıntılı analiz, düzeltmeler

Uygulanabilecek yöntemler ile anlaşma şart ve koşulların değerlendirilmesi

KABUL/RET  

Aynen kabul

Gerekli değişikliklerin yapılması koşuluyla kabul

PFA’nın süresi ülkemizde en fazla üç yıl olup, imzalandığı tarihten itibaren hüküm ifade etmektedir. Söz konusu Tebliğde anlaşmanın belirlenen süre ve koşullar altında kesinlik taşıyacağı ve bu şekilde tespit edilen yöntemin, belirlenen koşullar altında eleştiri konusu yapılamayacağı belirtilmiştir. Aynı zamanda mükellefe anlaşmanın imzalanması halinde, mevcut anlaşmanın süresinin bitiminden en az 9 ay önce İdare’ye başvurarak yenilenmesi talebinde bulunma imkânı da sunulmuştur.

3. Peşin Fiyatlandırma Anlaşmasının Avantajları

Son yıllarda, dünyanın birçok ülkesinin vergi idarelerinde olduğu gibi Türkiye’de de özellikle küresel vergi matrahının ülkeler arasında dağılımının tespitine ilişkin olarak önemli düzeltmeler ve cezalarla sonuçlanan transfer fiyatlandırması incelemeleri yoğun bir şekilde yapılmaktadır.  Bu kapsamda karşılaşılabilecek transfer fiyatlandırması uyuşmazlıklarına ilişkin olarak, Gelir İdaresi Başkanlığı dahil birçok vergi idaresi mükelleflere, ilişkili kişilerle gerçekleştirdiği işlemlerde uygulanacak fiyat/bedelin emsallere uygunluğunun tespitinde anlaşma fırsatı sunar.

Ancak mükellefler anlaşmaya başvurmak, sürece katılmak ve görüşmelerde bulunmak için zaman harcamaya değip değmeyeceği konusunda sorgulama yapmaktadır. Cevap, her ne kadar mükelleflerin durumuna göre değişse de, temelde PFA sürecine katılma kararı aslında mükellefin kendini garantiye alma kararını vermesi ile aynıdır.

Mükelleflerin kendilerini garanti altına alması ile gelecekte oluşabilecek transfer fiyatlandırması risklerini azaltmalarına ek olarak, PFA’nın sunduğu diğer avantajları OECD Rehberini de baz alarak şu şekilde sıralayabiliriz:

– Mükellef ile İdare arasında anlaşmazlık ortamı yerine işbirliğinin sağlanması,

– Yasal kesinlik yaratması,

– Uyuşmazlıkların önlenmesi,

– Sürüncemeli ve maliyetli olası vergi davalarının sayısını azaltması,

– Zaman ve maliyet yoğun vergi incelemelerinin önlenmesi,

– Çift ya da çok taraflı anlaşma yapılması durumunda, anlaşmayı kapsayan transfer fiyatlandırmasına konu işlemler için gelecekte oluşabilecek çifte vergilendirme durumunun önlenmesi,

– İdare açısından, mükellefin faaliyet alanına ve iş modeline ışık tutması,

– Belirli sektör ve özellikli işlemlere ilişkin olarak konuda uzmanlaşmış İdare çalışanlarının aynı şartlar altında benzer mükelleflere daha iyi hizmet sağlaması,

– Mükellef ile karşılıklı işbirliği ortamı içinde, PFA programının İdarenin, fiyatlandırma yönetmelerinin analizi ve faydalı sektör verilerine ulaşma olanağı sağlaması,

– Cezalardan koruması,

– Anlaşma ile mükellefin ilişkili kişilerle gerçekleştireceği işlemlerde kullanılan kaynaklar ile öngörülebilir bütçe hazırlaması olanağı oluşturması,

– Mükellefin vergi yükümlülükleri dâhil maliyetleri ve harcamalarını tespit etmede öngörü sağlaması,

– Belgelendirme ve kayıt tutma yükümlülüğünü azaltması.

Genel olarak yukarıda bahsettiğimiz avantajlar değerlendirildiğinde, anlaşmanın hem İdare hem de mükellef açısından karşılıklı bir güven ilişkisi oluşturduğu muhakkaktır.

4. Sonuç

Transfer fiyatlandırması, vergi uyuşmazlıkları ve çifte vergilendirme risklerinin  çözümünde  bir araç  olan peşin fiyatlandırma anlaşması, kazan-kazan prensibi ile mükellef ile İdare arasında karşılıklı çıkarların dengelenmesini sağlamaktadır.

Sonuç itibariyle, Türkiye’de olduğu gibi dünyanın birçok ülkesinde uygulama alanı olan PFA programının amacı ilkeli, pratik ve işbirliği içinde görüşmeler sağlamak, transfer fiyatlandırması ilgili sorunların hızlı ve geleceğe dönük şekilde çözüme ulaştırmak, idare ve mükelleflerin kaynaklarını daha etkin şekilde kullanmak ve mükellefin öngörülebilir tedbirler almasına yardımcı olmaktır.

* Bu Makale Lebib Yalkın Yayınlarının izni ile yayınlanmış olup, LYY Mevzuat Dergisi  Ekim 2011 Sayısından alınmıştır. Lebib Yalkın Yayınlarına ve Değerli Yazara MÜHAK’a desteklerinden ötürü teşekkür ederiz.

Ayben Ünel – Peşin Fiyatlandırma Anlaşması


Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.