Mükelleflere Yöneltilen Eleştirilerin Özelge Süzgecine Tabi Kılınması Mükellefin Hakkını Kısıtlayamaz

Mükelleflere Yöneltilen Eleştirilerin Özelge Süzgecine Tabi Kılınması Mükellefin Hakkını Kısıtlayamaz


Oğuz ÇETİNKAYAGelir İdaresi Başkanlığınca 27.03.2013 günü yayınlanan 425 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği‘nde vergi incelemesine yetkili olanların “mevzuata uyumlu” rapor tanzim etmeleri doğrultusunda “özelgeler özelinde” açıklama ve düzenleme yapıldığını görülmektedir.

Gelir İdaresi Başkanlığı öncelikle “Vergi kanunlarıyla ilgili kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı vergi inceleme raporu düzenleyemezler. Ancak, bu düzenlemelerin vergi kanunlarına aykırı olduğu kanaatine varırlarsa bu hususu bağlı oldukları birimler aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığına düzenleyecekleri bir rapor ile bildirirler.

düzenlemesini içeren VUK Md. 140/5. fıkra ve devamında sair fıkralara atıfta bulunarak; “vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar inceleme neticesinde tanzim edecekleri raporlarda vergi kanunlarıyla ilgili kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı hususlara yer veremeyecekler, dolayısıyla da bu düzenlemelere aykırı olarak tarhiyat öneremeyeceklerdir. Ancak, bu raporların intikal ettirildiği Merkezi Rapor Değerlendirme Komisyonu ile diğer rapor değerlendirme komisyonları, raporları değerlendirirken yukarıda zikredilen mevzuata ilave olarak Gelir İdaresi Başkanlığınca verilmiş olan özelgelere uygunluk kıstasını da tatbik edeceklerdir.

Rapor değerlendirme komisyonları raporları özelgelere uygunluk yönünden değerlendirirken eleştiri konusu yapılan hususla ilgili olan ve Gelir İdaresi Başkanlığınca verilmiş özelgeleri dikkate alacak ve varsa adına rapor düzenlenen mükellefe verilmiş özelge ile sınırlı kalmayacaktır. Raporda, özelgede yer alan görüş aksine bir tenkit varsa rapor olumsuz değerlendirmeye konu edilecek ve 31/10/2011 tarihli ve 28101 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Rapor Değerlendirme Komisyonlarının Oluşturulması ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in ilgili hükümlerine göre işlem yapılacaktır. Olumsuz değerlendirmenin yapılabilmesi için özelgede yer alan görüşün tam olarak raporda tenkid edilen konuyla ilgili olması diğer bir ifadeyle verilen izahatın aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulanabilir olması gereklidir. Ayrıca, rapor değerlendirme komisyonunun dikkate alacağı özelgenin ilgili konuda Gelir İdaresi Başkanlığınca verilmiş en güncel özelge olması gerektiği tabiidir.

Diğer taraftan rapor değerlendirme komisyonlarının bir özelgenin 369 uncu maddenin birinci fıkrası kapsamında olduğu kanaatine varmaları hâlinde özelgenin değerlendirilmesi amacıyla 140 ıncı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan komisyon teşkil edilecek ve değerlendirme neticesinde verilen karar ilgili rapor değerlendirme komisyonu ile incelemeye yetkili olanı bağlayacaktır.” açıklaması yapılmıştır.

Konunun özeti, vergi inceleme elemanlarının vergi kanunlarını yorum ve uygulamalarında takdir imkanları kısıtlanmış, merkezi özelgelere tabi kılınmıştır. Konunun pratik sonucu; “Raporlarınızdaki eleştirileri Merkezi İdarenin görüşlerini takip ederek yapın” uyarısıdır. Bu uyarı ile (merkezi) özelgelerin en dinamik vergi mevzuatı unsuru haline geldiğini ifade etmek mümkündür. Vergi inceleme elemanlarının mükellefi bir konuda eleştirmeden evvel ilgili konudaki mevzuatı “özelgeleri de kavrayacak şekilde” dikkate alması ilk denetim noktasını, Rapor Değerlendirme Komisyonlarının bu kontrolü bir defa daha yapması ikinci kontrol noktasını oluşturacak olması, mükellefe yöneltilecek eleştirinin iki ayrı süzgeçten geçirilecek olması bakımından yararlıdır.

Ancak, bu yaklaşım ilk elde mükellef hukuku yararına olmakla birlikte “özelge süzgecinden geçirilen eleştirilerin yeterince oldun kabul edilmesi” anlayışının yerleşmesi “verginin yasallığı” ilkesi karşısında mükellef hukukunu gerileten bir unsur olarak da algılanabilir. Bir eleştirinin özelgeye uygunluğu o eleştirinin hukuki değerini artıracak bir unsur olarak kabul edilirse iptal davasına konu olmayan özelgelerin hukuk yarattıklarına, vergi yükünü doğurmada fonksiyon icra ettiklerine tanık oluruz. Halbuki, özelgeler, Kanunlar veya düzenleyici genel idari işlem mahiyetindeki sair mevzuatın tabi olduğu hukuka uygunluk süzgecine tabi olmamaları dolayısıyla mükellef hukukunu daraltmada “dikkate alınacak unsurlar” olarak kabul edilemezler.

Kısacası, iptal davasına konu olamayan özelgeye tarhiyata dayanak olma yetkisi verilemez. 425 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği, mükelleflere yöneltilen eleştirilerin özelgeye uygunluk kısıtlanmasını sonucunu doğuran, idarenin kendini bir adım geriye çektiği bir metin olarak kabul edilmelidir, aksi yönde, yani özelge süzgecinden geçirilen bir eleştirinin “hukuki dayanağa kavuştuğu, değerini artıran olgun bir eleştiri haline geldiği” anlayışı hedeflenenin tam tersi sonuç doğurur. Bu Genel Tebliğin uygulanmasında, verginin yasallığı ilkesi karşısında özelgelerin hukuk yaratmadaki değeri (değersizliği) gözden kaçırılmamalıdır.


Yazar Hakkında

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1987-1991 dönemi mezunu olan Av. Oğuz ÇETİNKAYA, avukatlık stajını tamamladıktan sonra 1992 yılında avukatlık ofisini açarak serbest avukatlığa başladı. Aynı yıl ofise Av. Ayşe Pınar ÇETİNKAYA da katıldı.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

http://www.nsgboon.com