Vergi Mükellefinin Haklarını Koruma Derneği

Şahıs Şirketi İle Sermaye Şirketinin Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Karşılaştırılması

Şahıs Şirketi İle Sermaye Şirketinin Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Karşılaştırılması

10 Oca, 2014

1. Giriş
İlk insandan bugüne ihtiyaçların karşılanması en önemli sorun oldu. Özellikle toplumların oluşmaya başlaması ve ihtiyaçların artması ile birlikte bu ihtiyaçların temin edilmesi öncelikli hale getirmiştir. Toplumların oluşması söz konusu ihtiyaçların bireysel gayretlerle giderilmesi ihtimalini de ortadan kaldırmıştır. Bu durum daha iyi organize olmuş sistemli ve bilinçlenmiş bir yapıyı elzem hale getirmiştir. İlk işletme bu anlayıştan doğmuştur.
İşletme; insanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla üretim faktörlerinin sistemli bir şekilde bir araya getirilmesidir. İşletmenin ortaya çıkması ve çoğalması kuşkusuz komplike bir durumdur ve bu yeni durumunda yönetilebilmesi gerekmektedir. Genel olarak dünyada ve özel olarakta ülkemizde bu gayeyle çok çeşitli Kanuni düzenlemeler yapılmıştır. En son 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu söz konusu bu düzenlemelerin bir sonucu olarak ticari hayatımıza girmiştir.
Türk Ticaret Kanununda yapılan tanıma göre ticari işletme; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esasen bu tanım Türk Ticaret Kanununun temelidir. 30 Haziran 2012 tarihine kadar uygulanan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda ticari işletmenin tanımı yapılmamış, bunun yerine nelerin ticari işletme olduğu ile ilgili saptama ile yetinilmiştir. Bu başlı başına bir eksikliktir. Kanunun merkez kavramı olan ticari işletmenin tanımının yapılmamış olması büyük bir eksiklikti. Yeni Kanun ile bu eksiklik giderilmeye çalışılmış ve ticari işletme kavramının çerçevesi çizilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda, tüzel kişi kavramının genel ilke olarak şirket kavramına karşılık geldiğini görmekteyiz. Tüzel kişinin kendisini kuran kişilerden ayrı ve bağımsız bir kişiliği ve hukuki varlığı söz konusudur.
İhtiyaçların karşılanması temel noktasından hareket eden insan, bu amacı ekonomik kazanç ile birleştirmiş ve ortaya işletmeden daha organize ve genel olarak sadece kâr güdüsü ile hareket eden şirketleri çıkarmıştır. Şirket; iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin ekonomik kazanç elde etmek amacıyla emek ve sermayelerini birleştirmeleridir.
Ticaret şirketleri esas anlamda, şahıs şirketi, sermaye şirketi ve kooperatif olarak üç ayrı başlık altında irdelenmelidir. Ülkemizde, şahıs şirketi denildiğinde genellikle tek kişi (gerçek kişi) işletmesi anlaşılmaktadır. Ancak tek kişi işletmesi, şahıs şirketi değildir ve bu kapsamda irdelenmemelidir. Şahıs şirketi denildiğinde, kolektif şirket ve adi komandit şirket anlaşılmalıdır.
Özellikle Yeni Türk Ticaret Kanunu ile birlikte şahıs şirketi ve sermaye şirketi karşılaştırılmasına sıklıkla rastlanılmaktadır. Yeni Kanununun getirdiği bazı önemli yükümlülükler (bağımsız denetim, internet sitesi oluşturmak, UFRS/ TFRS uygulaması vb.) bu karşılaştırmayı daha anlamlı hale getirmektedir. Şahıs şirketi ile sermaye şirketinin karşılaştırılmasında, şahıs şirketlerinin avantajlı yönleri bulunduğu gibi sermaye şirketlerinin de avantajlı yönleri bulunmaktadır. Biz bu çalışmamızda söz konusu karşılaştırmayı sadece Yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında yapacağız. Ancak bu karşılaştırma yapılırken konunun detayına inilmeden sadece başlıklara yer verilecektir.
2.Genel Hatlarıyla Şahıs Şirketi ve Sermaye Şirketi
2.1. Şahıs Şirketi
Şahıs şirketleri; kolektif ve adi komandit şirket olarak iki ana başlık altında irdelenmelidir. Şahıs şirketleri, sermayeden ziyade karşılıklı güven ve itimat üzere kurulmuş, tüzel kişiliğe haiz ve ortaklarının sorumluluğu sınırlandırılmamış şirketlerdir. Karşılıklı güven şahıs şirketinin temeli olduğundan genellikle az ortaklı kurulurlar. Şahıs şirketlerinin en belirgin özelliği, ortaklık ile şirket yönetiminin birleşmiş olmasıdır. Şirketin ortağı şirketin doğal yöneticisidir. Ortaklık ve yönetim profesyonel anlamda birbirinden ayrılmamıştır.
Kolektif şirketler, Türk Ticaret Kanununun 211 ilâ 303. maddeleri arasında adi komandit şirketler ise 304 ilâ 328. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
2.1.1. Kolektif Şirket
Kolektif şirket ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan şirkettir.
Kolektif şirketler, gerçek kişiler arasında kurulur. Tüzel kişiler kolektif şirketlere ortak olamazlar. Kolektif şirketlerde en az iki ortak bulunmalıdır. Ortak sayısında bir üst sınır belirlenmemiştir. Ancak uygulamada çok ortaklı kolektif şirketlere rastlanmaz.
Kolektif şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla kolektif şirket ibaresini içerir. Kolektif şirkete yeni ortakların girmesi hâlinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir. Bu şirketlerden birinin ticaret unvanına adı dâhil olan bir ortağın ölümü üzerine mirasçıları onun yerine geçerek şirketin devamını kabul eder veya şirkete girmemekle beraber bu hususta izinlerini yazılı şekilde bildirirlerse şirket unvanı olduğu gibi bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı izni alınmak şartıyla şirket unvanında kalabilir.
Kolektif şirket sözleşmesi yazılı şekle tabidir; ayrıca, sözleşmedeki imzaların noterce onaylanması şarttır.
2.1.2. Adi Komandit Şirket
Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla kurulan, şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya birkaçının sorumluluğu sınırlandırılmamış ve diğer ortak veya ortakların sorumluluğu belirli bir sermaye ile sınırlandırılmış olan şirket adi komandit şirkettir.
Sorumluluğu sınırlı olmayan ortaklara komandite ortak, sorumluluğu sınırlı olan ortaklara ise komanditer ortak denir. Adi komandit şirketler, en az iki ortakla kurulurlar. Kuruculardan en az birisinin gerçek kişi olması gerekir. Komandite ortakların gerçek kişi olmaları gerekir. Tüzel kişiler ancak komanditer ortak olabilirler.
2.2. Sermaye Şirketleri
Sermaye Şirketi; şirket ortaklarının sorumlulukları koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlandırılmış olan ve tüzel kişiliğe haiz şirketlerdir. Genellikle ortaklık ile yönetim şahıs şirketlerine nazaran daha profesyonelleştiğinden birbirinden bu anlamda ayrılmaktadır. Şirketin temeli sermayedir. Türk Ticaret Kanununa göre sermaye şirketleri; sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, limited şirketler ve anonim şirketlerdir.
Kooperatifler, Kooperatifler Kanununa göre şirkettir. Ancak kooperatiflerin ticaret şirketimi yoksa sermaye şirketimi olduğu konusu tartışmalıdır. Kooperatifler Kanununda bu konuda bir saptama yer almamaktadır. Kurumlar Vergisi Kanununa göre kooperatifler, sermaye şirketidir. Türk Ticaret Kanununa göre ise kooperatifler, ticaret şirketi olarak değerlendirilmiş ve sermaye şirketi olup olmadığı hususunda bir tespite de gitmemiştir. Bize göre de; kooperatif ticaret şirketidir. Ancak sermaye şirketi değildir. Zira klasik sermaye şirketlerinin en önemli amacı olan kâr elde etme güdüsünden uzaktır.
2.2.1. Limited Şirket
Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup (Türk Ticaret Kanununun 580. maddesine göre en az on bin TL), bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur.
Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.
Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilir.
Limited şirketler en az bir ortakla kurulurlar. Ortakların sayısı elliyi aşamaz.
2.2.2. Anonim Şirket
Anonim şirketin tanımı Türk Ticaret Kanununun 329. maddesinde; sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir, şeklinde yapılmıştır. Anonim şirketlerin pay sahipleri, sadece taahhüt ettikleri sermaye payları ile şirkete karşı sorumludurlar.
Anonim şirketler, kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konular için kurulabilir.
Tamamı esas sözleşmede taahhüt edilmiş bulunan sermayeyi ifade eden esas sermaye elli bin (50.000,00 TL) Türk Lirasından ve sermayenin artırılmasında yönetim kuruluna tanınmış yetki tavanını gösteren kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi yüz bin (100.000,00 TL) Türk Lirasından aşağı olamaz.
2.2.3. Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, sermayesi paylara bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı şirket alacaklılarına karşı bir kolektif şirket ortağı, diğerleri bir anonim şirket pay sahibi gibi sorumlu olan şirkettir. Sermaye, paylara bölünmeksizin sermayesi sadece birden çok komanditerin sermayeye katılma oranlarını göstermek amacıyla kısımlara ayrılmış bulunuyorsa adi komandit şirket hükümleri uygulanır.
3.Şahıs Şirketinin Sermaye Şirketinden Avantajlı Yönleri
Yeni Türk Ticaret Kanununa göre, şahıs şirketinin sermaye şirketinden avantajlı olan yönleri başlıklar halinde aşağıdaki gibidir.
• Şahıs şirketlerinde asgari sermaye koyma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak sermaye şirketlerinde koyulması gereken asgari sermaye miktarı Türk Ticaret Kanunu ile belirlenmiştir.
• Şahıs şirketlerinin kuruluş prosedürleri, sermaye şirketlerine nazaran daha kolaydır.
• Şahıs şirketleri tarafından kişisel emek ve ticari itibar sermaye olarak konulabilirken, sermaye şirketlerinde ise konulamazlar.
• Sermaye şirketi ortakları şirkete sermaye koymuşlarsa, bu sermayeden dolayı faiz isteyebilirler. Şahıs şirketlerinden olan adi komandit şirketin komanditer ortağı, eksilen sermayesini tamamlayıncaya kadar faiz isteyemez.  Sermaye şirketlerinin ortakları ise şirkete koydukları sermaye için faiz isteyemezler.
• Şahıs şirketlerinin ortaya çıkan kârdan yedek akçe ayırma mecburiyetleri bulunmamaktadır. Sermaye şirketleri ise kârdan yedek akçe ayırmak zorundadır.
• Şahıs şirketinin ortağı hiçbir kısıtlamaya uğramadan şirketten borç para alabilir. Ancak sermaye şirketi ortağının şirketten borç para alabilmesi için sermaye borcunun olmaması ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârının geçmiş yıl zararlarını karşılaması gerekmektedir.
• Şahıs şirketleri bağımsız denetime tabi değillerdir. Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilmiş olan sermaye şirketleri ise bağımsız denetim kapsamındadır.
• Şahıs şirketleri bağımsız denetime tabi olmadıklarından internet sitesi açma zorunlulukları da bulunmamaktadır. Ancak bağımsız denetime tabi olacak sermaye şirketlerinin internet sitesi oluşturma yükümlülükleri de bulunmaktadır.
• Şirket yönetiminde bulunmayan şahıs şirketi ortağının denetim hakkı kısıtlanamaz. Sermaye şirketlerinde ise bazı şartların bulunması halinde, ortağın denetim hakkı sınırlandırılabilir.
• Şahıs şirketlerinin tasfiye memurları, tasfiye sırasında elde edilen paraların 1.000 TL’den fazlasını şirket hesabına yatırmak zorundadır. Sermaye şirketinin tasfiye memuru ise, tasfiye sırasında elde edilen paralardan şirketin süregelen harcamaları için gerekli olan para dışında kalan paraları, bir bankaya şirket adına yatırırlar. Sermaye şirketlerinde şahıs şirketlerinde olduğu gibi belirli bir rakam tespit edilmemiştir.
• Şahıs şirketinin tasfiye memuru, şirketin vadesi henüz gelmemiş olan borçlarını iskonto uygulayarak derhâl ödemeye ve alacaklılar da bu ödeme tarzını kabule zorunludurlar. Sermaye şirketinin tasfiye memurları ise, vadesi gelmemiş borçları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan oran üzerinden iskonto ederek derhâl öderler. Alacaklılar bu ödemeyi kabul etmek zorundadır. Kanun gereği iskonto edilmesi mümkün olmayan alacaklar bu hükümden müstesnadır.
• Şahıs şirketinin tasfiye memurları, alacaklıların ve ortakların ilerde doğması muhtemel hak ve alacaklarına yetecek tutarı alıkoymak şartıyla, tasfiye sırasında elde edilen parayı geçici olarak ortaklar arasında dağıtabilirler. Bu dağıtımda dikkat edilmesi gereken nokta, doğabilecek muhtemel hak ve alacaklar için belli bir miktarın dağıtıma tabi tutulmaması gerektiğidir. Tasfiye hâlinde bulunan sermaye şirketinde ise, tasfiye sırasında elde edilen para ile şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığı, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında, ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır.
• Şahıs şirketleri başka bir şahıs şirketine tür değiştirebileceği gibi bir sermaye şirketine de tür değiştirebilir. Sermaye şirketleri ise sadece başka bir sermaye şirketine veya kooperatife tür değiştirebilir.
• Şahıs şirketlerinin genel kurul oluşturma ve belirli aralıklarla toplantı yapma mecburiyetleri bulunmamaktadır. Ancak sermaye şirketlerinde genel kurul oluşturulmalı ve belirli periyotlarla toplanılmalıdır.
• Şahıs şirketleri münferit ve konsolide finansal tabloların hazırlanmasında Türkiye Muhasebe Standartlarının uygulanmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından belirlenmiş olan bazı sermaye şirketlerinin söz konusu standartları uygulamaları mecburidir.
4.Sermaye Şirketinin Şahıs Şirketinden Avantajlı Yönleri
Yeni Türk Ticaret Kanununa göre, sermaye şirketinin şahıs şirketinden avantajlı olan yönleri başlıklar halinde aşağıdaki gibidir.
• Sermaye şirketlerine hem gerçek kişi hem de tüzel kişi ortak olarak girebilir. Ancak şahıs şirketlerinden kolektif şirketlere sadece gerçek kişiler ortak olabilir. Tüzel kişilerin kolektif şirketi ortağı olması mümkün değildir. Ancak adi komandit şirketlerin komanditer ortakları tüzel kişi olabilir. Komandite ortaklarının ise yine gerçek kişilerden olması gerekir.
• Sermaye şirketlerinin unvanlarında şirket ortaklarından birisinin ad ve soyadının bulunması mecburiyeti yoktur. Ancak şahıs şirketlerinin unvanlarında bütün ortakların veya en azından bir ortağın ad ve soyadının bulunması gerekmektedir.
• Sermaye şirketlerinin ortakları, şirketin ticari borçlarından dolayı sorumlu değillerdir. Ortakların sorumlulukları taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile ve şirkete karşıdır. Şahıs şirketleri ortaklarının sorumlulukları ise şirket alacaklılarına karşı sınırlandırılmamıştır. Ortaklar, şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün malvarlığı ile sorumludur. Adi komandit şirketlerin komanditer ortağın sorumluluğu ise koyduğu veya taahhüt ettiği sermaye miktarını aşamaz.
• Kolaylaştırılmış şirket birleşmesinden sadece Türk Ticaret Kanununun 155. maddesinde belirtilen şartlara haiz sermaye şirketleri yararlanabilir. Şahıs şirketlerinin kolaylaştırılmış şirket birleşmesinden faydalanabilmesi mümkün değildir.
• Sermaye şirketleri, Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş bulunan şirke bölünmesinden faydalanabilirler. Ancak şahıs şirketlerinin şirket bölünmesinden faydalanabilmesi mümkün değildir.
• Şirket birleşmesinde; sermaye şirketleri, devralan şirket olmak koşuluyla sermaye şirketleri, şahıs şirketleri ve kooperatiflerle birleşebilirler. Şahıs şirketleri ise devralan şirket olarak sermaye şirketleriyle veya kooperatiflerle birleşemezler. Şahıs şirketleri sermaye şirketleri ve kooperatiflerle şirket birleşmesine sadece devrolan şirket olarak katılabilirler.
• Sermaye şirketlerinin karar yeter sayıları, şahıs şirketlerine oranla karar alınmasını mümkün kılacak şekilde belirlenmiştir. Şahıs şirketlerinde karar alınması sermaye şirketlerine oranla daha zordur.
• Şahıs şirketinin ortaklarından birisinin ölümü halinde şirketin sona erme durumu bulunmaktadır.
• Sermaye şirketlerinde oy hakkı, sermayenin itibari değerine göre hesaplanır. Şahıs şirketlerinde ise her ortağın tek oy hakkı bulunmaktadır.
• Sermaye şirketlerinde şirket yöneticisi ister şirket sözleşmesi ile isterse de genel kurul kararı ile seçilmiş olsun her zaman için görevinden alınabilir. Şahıs şirketlerinde ise, şirket sözleşmesi ile görevlendirilmiş ortak görevinden alınamaz. Haklı bir sebebin bulunması halinde mahkeme kararı ile görevinden alınabilir.
• Sermaye şirketlerinin yöneticileri görevden alınırlarsa tazminat isteme hakları saklıdır. Ancak şahıs şirketlerinde haklı bir sebeple mahkeme kararı ile görevinden alınan ortağın tazminat hakkı olmayacaktır.
• Sermaye şirketlerinde yöneticinin görevini ifa sırasında işlediği haksız fiillerden şirket sorumludur. Ancak şahıs şirketinde ise haksız fiili yapan yönetici ile birlikte şirket de sorumludur.
• Şahıs şirketinin ortaklarından birisi kısıtlanırsa şirket sözleşmesinde aksine bir karar yoksa şirket sona erer. Ancak sermaye şirketinin ortaklarından birisinin kısıtlanmış olması şirketi sona erdirmez.
• Şahıs şirketinin ortaklarından birisinin iflas etmiş olması şirketi sona erdiren sebepler arasındadır. Ancak sermaye şirketinin ortaklarından birisinin iflası şirketi sona erdirmez.
• Şahıs şirketinde ortağın kişisel alacaklısı, alacağını ortaktan alamamış ise şirketin feshini talep edebilir. Ancak sermaye şirketlerinde kişisel alacak için böyle bir talepte bulunulamaz.
• Ortak sayısının teke düşmesi halinde şahıs şirketi sona erer. Ancak sermaye şirketlerinde ortak sayısının teke düşmesi şirketi sona erdirmez.
5. Sonuç
Ticaret şirketi genel anlamda üç başlık altında irdelenmekle birlikte, kooperatif amaçları itibariyle şahıs şirketi ve sermaye şirketi gibi saf kâr gayesi gütmemektedir. Dolayısıyla şirket merkezli yapılan değerlendirmelerde kooperatifler genellikle ihmal edilmektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak ticaret şirketi terimi, şahıs şirketi ile sermaye şirketini akla getirmektedir.
Tek kişi (gerçek kişi) işletmesi, esas itibariyle şahıs şirketi değildir. Bu çalışmamızda da şahıs şirketi terimi ile tek kişi (gerçek kişi) işletmesini değil, kolektif ve adi komandit şirketleri kastetmekteyiz.
Yeni Türk Ticaret Kanunu ile birlikte genel olarak şahıs şirketi ile sermaye şirketlerinin özel olarak da anonim şirket ile limited şirketin avantajlı ve dezavantajlı yönleri sıklıkla tartışılmaktadır. Şahıs şirketi ile sermaye şirketinin karşılaştırılması, bağımsız denetim, internet sitesi oluşturma yükümlülüğü ve UFRS/ TFRS bağlamında daha da özel bir anlam taşımaktadır.
* Bu Makale Lebib Yalkın Yayınlarının izni ile yayınlanmış olup, LYY Mevzuat Dergisi  Kasım 2013 Sayısından alınmıştır.

Yorum yapın